Bizi Takip Edin!
Dil Seçimi
Sepetim
Satın Al
  1. Ana Sayfa
  2. Blog
  3. Shark Ve Yollanda
22/09/2020

Bu seneki Mısır dalış gezimizin 2. gününde Ras Muhammed'in en keyifli ve zorlu dalış bölgesi olan Shark Yolanda'da yapmış olduğumuz dalışı bende dahil kimse unutamadı.

Böyle olunca 3. gün Tiran'a giderken son günümüzün ilk dalışını yine aynı bölgeye Shark Yolanda'ya yapmayı planladım. Brifing sırasında gruba müjdeyi verdiğimde herkesin gözlerinden gülümseme okunuyor, Ben Tiran'i anlatmaya devam ediyorum. Yaptığım işi seviyorum. Çalışmak ve yaptığınız işi keyifle yapmak müthiş bir duygu. Brifing ardından meşhur Lara Batığını resifin üzerinde bütün heybeti ile görüyoruz. Bölgemize geldik. Kızıldeniz'e gelip Jackson Resifine dalmadan olmaz diyerek dalışımızı yapıyoruz.  Çok verimli, keyifli bir dalış geçiyor. Jackson bize torpil yapıyor akıntı hiç yok gibi. Her tarafı keyifle gezip kırmızı anemonumuzu da her yıl olduğu gibi ziyaret edip devam ediyoruz. Brifingde grubuma söylediğim gibi; Bir göz dalış eşinde, bir göz resifte, bir göz bende ve bir gözleri de açık mavide olmalı ki hiçbir şey kaçırmamalılar. Aynen böyle gidiyoruz. Emniyetle resifteki hiçbir şeyi kaçırmamaya çalışırken, bir taraftan derin mavide "büyük" dostlarımızı kolluyoruz. İlk günkü manta gibi bize yeniden merhaba diyeceklerini biliyoruz. Keyfi uzun uzun sürülen tatlı bir akıntı ile süzülerek teknemize ulaştık. İkinci dalışımızı Kormoran batığının muhteşem mercanlarının keyfi ile sakin bir şekilde geçirerek günü tamamlıyoruz. Dönüş yolundayız. Yarının heyecanı hepimizi sardı. Yemekten sonra Shark Yolanda'nin hayalleri zihnimizde uykuya dalıyoruz.

Nefis ve hafif bir kahvaltı ile güne başlamayı seviyorum. Mısır'daki sorunum çayların bana göre koyu olması. Biraz sıcak su istediğimde bana şaşkınlıkla bakıyorlar. Eşimle sohbet ederken bizi bugün sualtında nelerin beklediğini düşünüyorum. O, hamsi görmek istiyorum diyor. Hep birlikte gülüyoruz. Karadeniz'den yolunu şaşırmış bir hamsiyi Kızıldeniz'de görmek gerçekten çok ilginç olur.

Dalışlarımızın son gününde yine Travco'da teknemizin isminin anonsu ile güvenlikten geçip, DiaVola'ya yerleşiyoruz. Tüplerimizi bağlıyor, zenginleştirilmiş havamızı analiz ediyor, formlarımızı dolduruyoruz. Teknik olarak hazırız. Hava iki gün öncesine göre daha kuvvetli. Akıntının fazla olma ihtimali yüksek. Planı Anemon City'den atlayıp, Yolanda'dan çıkacak şekilde yapıyorum. Anemon City ardından hemen yandaki Shark Resifine ve oradan da Yolanda Resifine geçip uydu resif yakınından çıkacağız.   

Brifingde bölgede özellikle resifler arası geçişlerin çok akıntılı olduğunu, bu tip akıntı ne taraftan geldiğinde ne yapmamız gerektiğini detaylı olarak anlatıyorum. Acil durum prosedürlerinin üzerinde duruyorum.  Hepimiz kuşandığımızda Anemon City üzerindeyiz. Kaptan sesleniyor "meşi, yalla"  Ve sırayla tekneden atlamamızla dalışa başlamamız bir oluyor. İlk metrelerde buluşuyoruz, dalış eşleri birbirleri yanına geçiyor ve işte muhteşem Anemon City. Hiçbir zaman dalmaktan bıkmayacağım yeri, anemonlar ve anemon balıkları arasındaki muhteşem ilişkiyi tekrar tekrar gözlemliyoruz. Minik yavrularına sevgi ile bakıyoruz.

Shark Resifindeyiz.  Sonradan teknede duyduğuma göre bu sezonun en sert akıntılarından biri ile karşı karşıyayız. Muhteşem dalış arkadaşlarım brifingde duyduklarını harfiyen uyguluyorlar. Akıntının kuvveti ile Shark Resifinin muhteşemliği aynı oranda artmış durumda. İnanılmaz sürüler. Burası Kızıldeniz'in sualtı çevresi olarak görsel ve çeşitsel anlamda en zengin dalış bölgesi. Her şeyden öte pelajik fauna çokluğu ve resifteki bolluk burayı çok özel hale getiriyor. Teknik anlamda akıntı dalışı bilgi ve yeterliliğiniz var ise, unutulmaz bir dalış tamamlıyorsunuz.

İlk önce içerisine girdiğimiz Unicorn sürüsünü yarasa balıkları ve ardından yüzlerce barakudayı gören arkadaşların sualtında barakuda işareti yapıp birbirlerine göstermeye çalışmalarına tanık oluyorum. Hemen arkasından sahneyi Snapperlar alıyor. Ve 19 metrelerde salınan bir müren ile Shark ve Yolanda arasına mor brokoli mercanların parlak duruşları ve müthiş kuvvetli akıntı eşliğinde geçmeyi başarıyoruz. Barakudalar her yerdeler. Bu kadar barakuda arasında tabi ki aklımıza gelen Beyaz ve Siyah yüzgeçli köpekbalıkları.  Özellikle siyah yüzgeçli köpekbalığı oldukça küçük bir alanı kendine ev olarak belleyip sadece o alanda hayatını geçirir. Gri ve beyaz yüzgeçli köpekbalıkları ile beraber en çok mercan resiflerinde, Hint – Pasifik Okyanusunda ve Kızıldeniz'de bollukla görülen Siyah Yüzgeçli Köpekbalığı o alanda, koşullara göre yılda 2 kere, yılda 1 kere yada 2 yılda bir kere ürediği ve yavrular bazen sürü olarak sığ suda gezdiği için, etrafta da bu kadar barakuda olduğu için her an bir yada birkaç köpekbalığı görmeliyiz diye düşünürken, Sinan'ın duaları gerçek oluyor ve Yusuf ile yanlarından bir köpekbalığı geçiyor. Bu onları ister istemez ürkütüyor ama biz bu andan çok keyif alıyoruz. Bu bölgede dalış yaptığımız için şanslıyız, çünkü dünyanın pek çok bölgesinde eti, yüzgeçleri yada karaciğer yağı için avlanan bu tür, yakın zamanda Uluslar arası Doğayı Koruma Birliği tarafından 'NT' (Near Threatened) kapsamında gösterildi. Dünya denizler haritasında neredeyse varlığı gösterilen ama artık gittikçe nadir gördüğümüz türler olması çok üzücü.

Yolanda'ya yaklaştığımızda geminin direği ile parçalarının üzerindeki kaya balıklarını kendilerini ne kadar saklasalar da seçmeyi başarıyoruz.  Etrafa saçılmış olan küvet ve tuvaletlerin mercanlar ile nasıl bütünleştiğine bakıyoruz, hemen yan tarafta bir dev Napolyon ile bir mürenin saklambaç oyunlarını izlemek aynı yerde 2-3 dakika sabit kalmamıza vesile oluyor. Yaşlı Gorgon mercanını da selamladıktan sonra yavaşça yükselip güvenlik beklemesine başlıyoruz.  Yine de gözümüz etrafta. Ortalık hala barakuda ve orfoz dolu. Bence aşağıda bir yerlerde sürüyle köpekbalığı var.

Duvarı sağımıza aldık ve ilerliyoruz; aynı görsel şölen ve akıntı ile Yolanda batığına kadar geliyoruz. 1964 yapımı ticari kargo gemisi Yolanda'nın 1980de batışı ve 1987de iyice dibe sürüklenmesinden kalan klozetler, küvetler, araba parçaları 15 metrelerde iyice oturmuş ve üzerlerinde oluşan flora va faunayı gözlemledikten sonra emniyet beklemesini yapıp yüzeye çıkıyoruz.

Kaba bir parmak hesabıyla buraya 14 yada 15 dalış yaptığını söyleyen eşim, bir şeyi görmedik diyor. Her seferinde gelip bize poz veren şahin gagalı kaplumbağayı. Lokal rehberimiz sözünü ettiğimiz kaplumbağanın maalesef pervane darbesiyle yaralandığını ve her türlü müdahaleye rağmen kurtarılamadığını söylüyor. Çok üzülüyoruz.

Ankara'ya döndükten üç gün sonra Ersin bey'den bir telefon alıyorum. Gaye hoca diyor, hala gözlerimi kapattığımda o akıntı ile Shark Reef de barakudalar arasında yüzüyorum. 

YAZI : GAYE DÜLGER

Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Kabul Et
COVİD-19 için aldığımız önlemleri biliyor musunuz?